
Anadolu'nun İsyanı
1 year ago
Duymadım, görmedim, bilmiyorum diyenler için Anadolu’daki dere ve doğa katliamı belgelendi…
Enerji ve kalkınma politikalarının doğa ve akarsular üzerindeki olumsuz etkisini ve halkın bu yatırımlara karşı tepkisini gözler önüne seren ‘Anadolu’nun İsyanı’ adlı film rekora gidiyor.
Herhangi bir kar amacı güdülmeden konuya duyarlı insanların gönülden destekleriyle tamamlanan film, HES’lere karşı Anadolu’da verilen mücadeleyi bizzat onların ağzından anlatıyor.
Hidroelektrik santrallerin (HES) doğa ve kırsalda yaşayan insanlar üzerindeki olumsuz etkilerini ve HES yatırımlarına karşı verilen mücadeleleri anlatan ‘Anadolu’nun İsyanı’ adlı kısa film gönüllü desteklerle ve kolektif bir çalışma sonucu ortaya çıkarıldı.
Anadolu’nun dört bir yanında devam eden HES çalışmalarının yıkıcı etkisine dikkat çeken film Akdeniz’den Karadeniz’e, Doğu Anadolu’dan Ege’ye kadar 20 bin kilometre yol kat edilerek çekildi.
İnternet üzerinden indirilebilen, çoğaltılmasına ve dağıtılmasına, festival ve toplu gösterimler için özel izin alınmasına, kullanılmasına herhangi bir kısıtlama konulmayan film, Anadolu derelerinin özgür akması için mücadele edenlere adandı.
Bir haftada içerisinde 200 bine yakın izleyiciye ulaşan filme dileyen herkes sosyal paylaşım sitelerinden,
anadolunehirleri.org/tr.html,
anadoluyuvermeyecegiz.net
vimeo.com/vermeyoz/film izleyebilir
yada
anadolunehirleri.org/filmHD.zip,
anadolunehirleri.org/film.zip,
adresler fazla yüklenmeden dolayı çalışmıyorsa geçici olarak:
rapidshare.com/files/451489265/film.mp4
adresinden film indirebilir.
Filmin en kısa sürede 7 dilde çevirisi bekleniyor ayrıca, önümüzdeki aylarda filmin uzun metrajlı halinin de yayınlanması söz konusu.
Filmle ilgili yapılan açıklamada, şunlar söylendi:
“Bizlerin doymak bilmeyen tüketim alışkanları ve ihtiyaçlarının doğa üzerindeki yıkıcı etkisi her geçen gün biraz daha artıyor. Hiç haberimiz olmasa da, umursamazsak da, gitmesek de, görmesek de bizim bu yaşam biçimimizin bedelini birtakım canlılar, insanlar ödüyor. Bu film; bir yandan Anadolu nehirleri ve doğası için verilen mücadeleleri anlatırken, bir yandan da şehirlerde hiçbir sorun yokmuş gibi yaşamaya devam eden insanlara ayna tutmak ve bu soruna ortak etmek için hazırlandı. Unutmamız gerekiyor ki, bu ateş sadece düştüğü yeri değil tüm canlı yaşamını yakacak. Bu gerçeğin fakına varanlar Nisan ayında tüm Anadolu’dan Ankara’ya doğru yürümeye başlayacak. Bu yürüyüşe katılmak ve destek vermek hepimizin yaşama karşı ortak sorumluluğudur.
Filmin indirilmesi, çoğaltılması ve dağıtılmasında hiç bir sakınca yoktur.
Anadolu'nun tüm canlılarına armağan olsun..''
Enerji ve kalkınma politikalarının doğa ve akarsular üzerindeki olumsuz etkisini ve halkın bu yatırımlara karşı tepkisini gözler önüne seren ‘Anadolu’nun İsyanı’ adlı film rekora gidiyor.
Herhangi bir kar amacı güdülmeden konuya duyarlı insanların gönülden destekleriyle tamamlanan film, HES’lere karşı Anadolu’da verilen mücadeleyi bizzat onların ağzından anlatıyor.
Hidroelektrik santrallerin (HES) doğa ve kırsalda yaşayan insanlar üzerindeki olumsuz etkilerini ve HES yatırımlarına karşı verilen mücadeleleri anlatan ‘Anadolu’nun İsyanı’ adlı kısa film gönüllü desteklerle ve kolektif bir çalışma sonucu ortaya çıkarıldı.
Anadolu’nun dört bir yanında devam eden HES çalışmalarının yıkıcı etkisine dikkat çeken film Akdeniz’den Karadeniz’e, Doğu Anadolu’dan Ege’ye kadar 20 bin kilometre yol kat edilerek çekildi.
İnternet üzerinden indirilebilen, çoğaltılmasına ve dağıtılmasına, festival ve toplu gösterimler için özel izin alınmasına, kullanılmasına herhangi bir kısıtlama konulmayan film, Anadolu derelerinin özgür akması için mücadele edenlere adandı.
Bir haftada içerisinde 200 bine yakın izleyiciye ulaşan filme dileyen herkes sosyal paylaşım sitelerinden,
anadolunehirleri.org/tr.html,
anadoluyuvermeyecegiz.net
vimeo.com/vermeyoz/film izleyebilir
yada
anadolunehirleri.org/filmHD.zip,
anadolunehirleri.org/film.zip,
adresler fazla yüklenmeden dolayı çalışmıyorsa geçici olarak:
rapidshare.com/files/451489265/film.mp4
adresinden film indirebilir.
Filmin en kısa sürede 7 dilde çevirisi bekleniyor ayrıca, önümüzdeki aylarda filmin uzun metrajlı halinin de yayınlanması söz konusu.
Filmle ilgili yapılan açıklamada, şunlar söylendi:
“Bizlerin doymak bilmeyen tüketim alışkanları ve ihtiyaçlarının doğa üzerindeki yıkıcı etkisi her geçen gün biraz daha artıyor. Hiç haberimiz olmasa da, umursamazsak da, gitmesek de, görmesek de bizim bu yaşam biçimimizin bedelini birtakım canlılar, insanlar ödüyor. Bu film; bir yandan Anadolu nehirleri ve doğası için verilen mücadeleleri anlatırken, bir yandan da şehirlerde hiçbir sorun yokmuş gibi yaşamaya devam eden insanlara ayna tutmak ve bu soruna ortak etmek için hazırlandı. Unutmamız gerekiyor ki, bu ateş sadece düştüğü yeri değil tüm canlı yaşamını yakacak. Bu gerçeğin fakına varanlar Nisan ayında tüm Anadolu’dan Ankara’ya doğru yürümeye başlayacak. Bu yürüyüşe katılmak ve destek vermek hepimizin yaşama karşı ortak sorumluluğudur.
Filmin indirilmesi, çoğaltılması ve dağıtılmasında hiç bir sakınca yoktur.
Anadolu'nun tüm canlılarına armağan olsun..''
| Date | Plays | Likes | Comments |
|---|---|---|---|
| Totals | 346K | 375 | 99 |
| Feb 24th | 0 | 0 | 0 |
| Feb 23rd | 71 | 0 | 0 |
| Feb 22nd | 53 | 0 | 0 |
| Feb 21st | 62 | 0 | 0 |
| Feb 20th | 102 | 0 | 0 |
| Feb 19th | 60 | 0 | 0 |
| Feb 18th | 59 | 0 | 0 |
-
Vimeo: About / Blog / Developers / Jobs /
Community Guidelines /
Help Center / Video School / Music Store / Site Map
/ Vimeo
or
-
Legal: TM + ©2012 Vimeo, LLC. All rights reserved. / Terms of Service / Privacy Statement / Copyright

Prev week
Teşekkür ederiz..
Mücadeleye Devam..
Hissiyatınızı derinden anlaıyoruz..
Bu filmin Türkçe'sinden önce ingilizcesi yapıldı ve yurt dışında belirli yerlerde dayanışma içinde olduğumuz kardeşlerimize gönderildi. Avrupa Parlementosunda bile gösterildi.
Gerekli düzenlemeler yapıldığında paylaşılanacak. Bununla birlikte 5 dilde dublaj ve çevirisi var. En yakın zamanda inşallah..
Sevgiler
Özellikle ilgili kurumların (bakanlıklar, özel şirketler) düşüncelerini ve projelerini içeren materyaller basın-medya materyalleri gösterilmeliydi.
Türkiyenin enerji ihtiyacı, bunun karşılanma biçimleri ve uzun vadeli olumsuz sonuçları istatistiki verilerle sunulmalıydı.
Mevcut HES projelerine alternatif, çevreye zararsız (ya da daha az zararlı) örnek ve/veya alternatif projeler sunulmalıydı.
Gerekli/gereksiz her detayı dramatize edip zaman kaybına neden olan manasız bir video olmuş bu.
Dediklerinizin hepsi filmin uzun metrajında var.
Lakin 1.5 saatlik bir filmi alakalı alakasız herkese izletmek imkansızdır.
Ya halkın sesine kulak verip işin derin boyutunu kendiniz inceleyin ya da önümzüdeki aylarda yayınlanacak uzun metrajı bekleyin.
Sevgiler
Enerji gerek, baraj gerek diyenleri de çok gördük biz. Ancak ne yazık ki bunları yabancıların menfaati adına söyleyenlerin zikirlerini tahlil etmesini de bildik. Kaldı ki dünyanın yeraltı kaynaklarının en fazla olduğu bölgede yaşıyoruz, bunlar elbette çıkartılsın istiyoruz, ancak bizler çıkartalım, işleyelim, satalım. Bor madenimizi çinliler bizden alıyor, işliyor ve yüksek kar koyarak bize yeniden satıyor. Bu mudur?
Oturup dediklerinizi bir belgeselde toplayın da bizler de faydalanalım engin bilgilerinizden!
ben emeğe saygı duyuyorum elbette , ama diyorum ki; hastanın ağrısını acısını anlatmak hastalığa çözüm değil , verdiysen bu kadar emek , ilacı bulmaya , ilacı bulacakları yönlendirmeye , tedaviye harca
Bu yapılmasaydı deli gözüyle ya da bölücü gözüyle bakılacaktı. Ki yine bile böyle saldırılara maruz kalıyoruz.
Yani hasta hastalığından bir haber ise tedavinin adı geçmez.
İsteriz ki; neyin nasıl olduğu söylenene kadar iş yapılsa tedavi için çalışılsa..
Biz bi şirket ya da dernek değiliz.
Biz seniz.. Gösterebildiysek televizyonların sakladığını eğer, bu memlekette eğer ters giden bir şeyler olduğunu hissediyorsan bunu 'sen' düzelteceksin.. Aynı ben gibi..
Sevgiler
umarım onda "halkın sesi" hadisesinden daha anlamlı bir şeyler bulabiliriz
siz böyle romantik olmaya devam ederseniz daha çok HES yapılır
hatta yorumlarımdan HESlerin (ve/veya özel girişimcilerin) taraftarı olduğum sonucunu çıkartıyorsanız durum çok daha vahim demektir. (-ki galiba öyle)
ve altına ne dedikleri ile beraber konuyu text olarak yazarsanız. bu mevzuyu yaygın bir tartışma konusu haline getirmek daha kolay olur.
her kısa izlenebilen 1-2 dakikalık video orijinalini merak ettirir.
bir seferde 25 dakikalık bir videoyu kimse izleyemez ama parçaları çok kolay paylaşılabilir ve izlenebilir.
Son'un başlangıcına dur demek için "su"yumuza sahip çıkalım.
değişik dillerdeki versiyonuna da ulaşmak ve dağıtmak isterim..
Mevcut durum o kadar vahim ki, biraz müzik ve yönetmenlikle sunulunca gereksizce dramatize edilmiş gibi gelmiş görmek istemeyenlere.
"Halk" ne anlar, bakanlıklar ve ilgili şirketlere sorun onlar daha iyi bilir, diyen zihniyetler ülkeyi yönettiği için bunlar başımıza geliyor ya zaten..sonumuz hayrolsun.
Verebileceğim her desteğe hazırım.
anadoluyuvermeyecegiz.net adlı siteden yada
anadoluyuvermeyecegiz@gmail.com
adresinden iletişime geçebilir
...En içten teşekkürlerle...
Fakat unutmayalım ki asıl amaç halkın doğru bilgilendirilmesi. Beraberinde, kültürün, doğanın ve yaşam kaynağının korunması için harekete geçilmesi lazım.
forum.80630.com/f1/t287460.html
Başlık olarak
anadolu'nun isyanı
yazarsak ordaki arkadaşların da yorumlarını okuyabiliriz.
Yazanların gönlüne sağlık..
Şahane bir çalışma. Herkesin emeğine sağlık.
“HES’ler yapılmazsa noolur bu memleketin” hali kabusu görenlere
Türkiyenin 2010 tüketimi 200 bin GWh (TUİK)
2020 Enerji ihtiyaç tahmini 550 binGWh (çevre ve orman bakanı veysel V.ERoğlu)
Türkiyenin Hidroelektrik potansiyelinin tamamı 126 bin GWh (TÜBİTAK)
Daha %100′ünü kullanabilen babayiğit/salak memleket çıkmadı!
yap içler dışları Bekir arkadaş
2020′ HES’lerden karşılanacak enerji %22.9 bunların yarısına büyük barajlar diyelim .
Ne kaldı Nehir tipi HES’lere hesap edelim bakalım.
Artık, enerji ihtiyacımızdaki bu akıldan uzak artış devam ederse nehir tipi HES’lerin 2030′da,2040'da enerji ihtiyacımızın ne kadarını karşılayacağını hesaplarsın arkadaşım değil mi? yap içler dışları…
Bekir arkadas, adamlar içerde dışarda bağarıyor "su savaşları geliyor" diye duymadın mı?
Dünya kişi başına düşen su miktarı ortalama 7600 metreküp.
Su fakirliği sınırı 1400 metreküp.
Türkiye’de kişi başına düşen su miktarı 1430 metreküp. Adama demezler mi "hacı sen kafayı mı yedin suyunu heba ediyorsun" diye, bi düşün bakalım.
iyi düşün ama!!!
Ha bu yenilenebilir enerji diyeceksin değil mi?
iyi dinle o zaman
Adamlar bu işi başka memleketlerde nasıl yapmış bakmadan 50 kilometrelik vadiye birbiri ardına 35 HES projesi (örn:SOLAKLI VADİSİ_TRABZON) ittirirsen ne olur düşündün mü hiç?
Birinin kıçına diğerini bağladığın 35 HES kaynaktan denize kadar dere yatağına %10′dan fazla su bırakmaz. Nooldu 50 kilometrelik vadi…. ÇÖL.
Hani bu yenilenebilirdi?
nooldu peki Solaklı’ya, İkizdere’ye, Senoz’a.
Hatırlatayım arkadaşlar o vadilerdeki yeşili besleyen o derelerin sağladığı nemdir. Ama bunlar da müfredatta yok, dert etmeyin siz! Sormazlar ordan
Abiler ablalar o vadide yaşayan köylü klima yaksın diye değil bu HES’ler uyan! O adamın sana ihtiyacı yok. Bizim sömürecek birilerine ihtiyacımız var. Bahane aramayalım! Ha bu HES yapan şirketler o suyu 49 yıllığına aldıktan sonra "ya bu suyun kullanma hakkı benim değil mi arkadaş? su anlaşmaya ekleyelim bir madde ben şunu şişeleyip satayım" deyince; “ya bu şişe su ne de pahalı oldu” der miyiz demez miyiz? Deriz tabi ama bir niye diye sormayız değil mi?
Çünkü bizim anamıza bacımıza dinimize sövmeden ayağa kalkmayaya yemin etmişiz bir kere.
Eee kalkmayacaksak o zaman bahane mi yok.
Lazım arkadaşlar lazım. Elektrik olmadan olur mu?
Sonra oturur Ufoları, klimaları yeriz...
Uzun oldu kusura bakmayın. Ama daha gider bu böyle. Açtırmayın kutuyu
Temel biyolojik bilgiler -biyolojik ve bilimsel okuryazarlık çerçevesi dahilinde olanaklı veya gerekli olandan daha fazla kesinlik beklentisi içerisine itmeden, Ekosistemlerin Sunduğu Hizmetler hakkında sayısal veriler üzerinden spekülasyon yapacağım sanırım;
Ekolog Robert Costanza ve ark. 1997 yılında bir makalede* ekosistemlerin sunduğu hizmetlere dair, dolar cinsinden bir fiyat koyma girişiminde bulunurlar. Tahmin ettikleri alt sınır yıllık 33 trilyon dolardır ($). Elbetteki, ekosistem hizmetlerinin dolar cinsinden değeri hakkında spekülasyon yapmak zordur. Belki de, küçük ölçekte hesaplama yapmak daha gerçekçi olur. Biyosfer II** de bu konuda görece yeterli bir örnek olacaktır.
Dünyayı değiştiren teknolojilerin özellikle de yaşadığımız çevreye yönelik tehditleri konusunda ilgimize sunduğunuz çalışma önemi yadsınamaz, erken bir uyarı sistemi sağlıyor olmalı.
Biyosferin geleceğinin canlıları sevmemize (biophilia) bağlı olduğunu söyler Edward O. Wilson ve yine onun deyimiyle, "kendi türümüz için tek bir iyi şey vardır:
Biz mücadeleyi severiz!"
Çokca selamlar.
*Valuing ecosystem services wri.org/publication/content/8381
**Arizona, Biyosfer II.
E.O.Wilson ve Dünya'da Yaşamı Kurtarma Üzerine
ted.com/talks/e_o_wilson_on_saving_life_on_earth.html
Muhalefet olsunda ne olursa olsun mantığı ile hareket etmemek lazım.
Nasıl ki bugün büyük şehirlerimizde "Kentsel Dönüşüm" adı altında yoksullar evlerinden, sokaklarından çıkartılıp, kent dışına atılarak bir takım yandaş çıkar gruplarına menfaat sağlanıyorsa, Anadolu'da da plansız, programsız HES projeleriyle bir takım müteahhitlere, gruplara rant sağlanmakta, zengin edilmektedirler.
Videonuz o bölge insanının sesi olması açısından çok önemli olmasına rağmen ben yine de bu seçimlerde hayal kırıklıklarına uğramaya devam edeceğimizi düşünüyorum. Vakti zamanında fındık taban fiyatlarını protesto eden, sokaklara dökülen üreticiler, belediye seçimlerinde biz duyarlı bireylere çok güzel bir hayat dersi vermişlerdir. Gerçekçi olmak gerekirse benim yine pek ümidim yok kendilerinden. Doğruya doğru.
Baraj inşaatları başladığında protestocuların çocuklarını işe alırlar, hepsini sustururlar. Bergama'da buna benzer olaylar yaşandı. Bugün çiftçiler geleceğini, toprağını, işini düşünmekten ziyade gününü kurtarmaya muhtaç durumlara düşürülmüşlerdir.
Üzülerek belirtmek isterim ki durumları biraz "kendi düşen ağlamaz" sözümüze benziyor.
Yok eğer ki davalarında, endişelerinde, korkularında, protestolarında, sözlerinde samimilerse işte SEÇİM geldi çattı.
Sandık orada, oyları ellerinde. Artık ne yapmaları gerektiğini söylemeye gerek olmamalı.
Aksi taktirde CAN'ları olan nehirler, biz şehirdeki insanların lüks tüketim oyuncaklarının çalışması için heba edilecek, kurutulacak.
Kuruyan su kaynakları ile beraber büyük şehirlerin varoşlarına göç etmek zorunda kalacaklar, kenar mahallelerde ekmek parası kazanma savaşı verecekler, emekli olamadan da buralarda ölüp gidecekler, köylerine bir tabutta dönecekler.
Bu duruma gelinmesinde, başta yöre insanı olmak üzere, nasıl vesile olunduysa eğer ortadan kaldırılmasında da GÜÇ ONLARIN ELLERİNDE.
Seçim günü ya hakkınızı arayın ve hesabınızı sorun ya da bundan sonra yaşanacak olan acı dramların sonuçlarına katlanın!
Şu anda en çevreci enerji türü HES'lerdir. Termik ve doğalgazla ile üretilen enerjiler çevreye büyük zarar veren enerjilerdir.
Bu filmi yapan ben sanmıyorum ki çevrecilerin işi olsun. Olsa olsa Doğal gaz ile enerji üretenlerin katkısı var.
Niye diye soranlar biraz araştırırlarsa bulurlar.
Yurdumu, Anadolu'yu VERMEYELİM.
%60'lık kesim yine gitsin versin oyunu, 2023'e bile kalmadan bu ülkenin düşeceği durumu kendi gözleriyle görsün, bakalım ozaman yaşayacakları pişmanlık fayda edecekmi?
Aynı derdi paylaşıyoruz. Bilmiyorlar "dere olmadan, derya olmayacağını" bilmiyorlar. Bilmemelerine bir sözüm yok; herkes kendi cehaletinden mesüldur; da gelip hayatlarımızı talan ediyorlar. İşte buna göz yummamamız lazım. Çalışmanızdan yeni haberdar oldum. Elimden geldiğince "dere"nizi "dere"mize bağlamaya çalışacağım. Rize'deki bir HES'ten gazete sayfalarına yansıyan "Kurumuş Dere Yatağı" adlı fotoğraftan yola çıkarak kaleme aldığım çığlığımı paylaşımınıza sunuyorum.
Ellerinize sağlık.
Dere olmadan derya olmaz diyen herkese sevgilerimle.
Hasever
e-hayalet.net
e-hayalet.net/index.php?option=com_content&view=article&id=13750:kurumu-dere-yata&catid=52:guncel&Itemid=614
Sıradan bir mesai de bu denli ağlayacağımı düşünmemiştim.
Ellerinize sağlık. Tum anadolu halkını da yorumlarından dolayı tebrik ederim.
Halkın sesini değilde akademisyen bekleyen zihniyetlere de üzüldüm.
inşallah en yakın zamanda ankaradakiler bu yolda bir çözüm bulurlar içim kıyıldı resmen..
Birşeyi açıklamak hissiyatı içindeyim.
Bu hesabı kullanan çokça insan mevcut o yüzden ne bu film ne bu vimeo hesabı ne de ''Anadolu'yu Vermeyecegiz'' hareketi tek bir kişinin insiyatifindedir..
Fakat ortak paydada buluştuğumuz bir konu varki; ne bu film ne bu hareket en ufak bir siyasi görüş ve parti sempatizanlığı içermemektedir. Zaten tüm dünyadaki canlı hayatın tek ortak noktası ve zorunlu ihtiyacı olan Su, din, ırk ve siyaset ayrımı olmaksızın herkesin sahip çıkması gereken belki de tek ortak değerdir.
Bu değerin tek siyasi tarafı; çözümün siyasilerin elinde olmasıdır ki, bunun gerçekleşmesi de sadece ve sadece halkın insiyatifindedir.
Bizim tek derdimiz yaşam kaynağımızın, kültürümüzün dolayısıyla Anadolu doğamızın korunmasıdır. Bu değerler olmadan ne yaşam kalır ne de tartışılan dünya görüşlerinin bir anlamı.
Herkesin bunu derinden anlaması dileğiyle..
''Mızıkçı Melodiler'' albümünden Tuncay Korkmaz'ındır.
Paylaşımı için buradan sevgilerimizi yolluyoruz..
(H)apis (E)dilen (S)uya sonuna kadar HAYIR.
«Biz cahil dediğimiz vakit, mutlaka mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz Kastettiğim ilim, hakikatı bilmektir Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okuma bilmeyenlerden de hakikatı gören hakiki âlimler çıkar»
M.Kemal ATATÜRK.
18 03 1923, Tarsus’ta Çiftçilerle Konuşması
Ülkemizin enerji açığını ne ile kapatacağız. Nükleer Enerjiye de Karşısınız. Ne ile enerji sağlayacağız.
bu anlamsız savaşın sonunda ülkemizin Kazanımı/Kaybı nedir alt alta yan yana bir sıralayın lütfen.
Ne kadar mantıksız işler peşindesiniz. Kimlerin uşağısınız. Bu kadar cahilliğe anlam vermekte gerçekten zorlanıyorum.
Anadolu kültürünün gelecek kuşaklara aktarılmasına, köylünün suyuna para vermeden ulaşmasına, hatta köylünün şehirlere zorla göç ettirilmemelerine hizmet etmekteyiz.
Kültürün, Yaşamın, Bilginin, Halkın ve Hakkın uşaklarıyız.
Bu değerler olmadan ülkenin sadece ekonomik anlamda kayıp ve kazanım hesabı yapan siz kapitalizmin uşaklarıyla sonuna kadar mücadele edeceğiz.
Bunu böyle bilin..
Haklarımızı zimmete geçirmeden önce şunu hatırlar mısın:
Dere tipi HES'lerin enerji üretimindeki yeri %2, bir çok ülkede Nükleer %10, Türkiye'de ise kaçak, çalıntı %18'dir.
Sen bizle uğraşacağına, elektiriğini bir kuruş ödemenden kullananların karşısına dikil, olmaz mı? Yemez mi yoksa?
cok özenle hazirlanmis ingilizce altyazi koymanizi diliyorum...
herkes bilsin neler oluyor anadoluda.
Enerji Türkiye’nin sosyal ve ekonomik yönden kalkınması için kritik ve stratejik bir öneme sahip. Enerjide neredeyse %70 oranında dışa bağımlıyız.Bu bağımlılığı azaltmak için su, kömür, rüzgar,vs faydalanmak zorundayız. Nükleer taraftarları veya karşıtlarının toplumu şartlandırmaya yönelik propaganda ve bilgi kirliliği arenasından çıkarıp; bilimsel veriler, dünyadaki uygulamalar, tehditler, fırsatlar ve ülke ihtiyaçları, özellikle de halkımızı ileride büyük sıkıntılarla karşı karşıya getirebilecek, enerjide dışa bağımlılık zincirinin kırılmasının gerekliliği gibi önemli hususları ele almak gerekiyor.
Bazı çevreci kuruluşları saymazsak büyük bir çoğunluğu insanları en can alıcı noktalarından vurarak ayaklanmaya neden oluyorlar,ve bunu dile getirdiğimizde suçlu hep biz oluyoruz.
Çok basit bir örnek vereceğim.Kyoto protokolü denilen bir olay var.Deniliyor ki: İklim değişiyor, değişme sebebi özellikle gelişmiş ülkelerin yaydığı sera gazıdır.Bu ülkeler ceza vermeli.Kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi?
Dünya Petrolünün %25 ini tüketen Amerika bu anlaşmaya karşı çıkıyor;ama petrolün % 1 ini bile Tüketmeyen Türkiye bunu imzalamak zorunda bırakılıyor.Bunu imzalayan her ülke Karbon sertifikası almak zorunda.Karbon sertifikasını almayan ülke, endüstrisini aşağı çekmek zorundadır.Biz Kahramanmaraştaki Çimento fabrikasının üretimini aşağı çekersek çimento fiyatlarını ve öte yandan demir-çelik fiyatlarını arttırmak zorunda kalıyoruz.Halkın oturduğu ev fiyatları %30 oranında artıyor.
Bu karbon sertifikası da Londra borsasından alınıyor nedense.
Ülkemizin mevcut enerji talebinin yerli üretimle karşılanma oranı yaklaşık yüzde 29.2 mtep .En düşük senaryoya göre “enerji talebi” 2013'de ise 135.3 Mtep olacak.Böyle giderse bir domatesi bile satamadığımız Rusya’ya tamamen enerji konusunda bağımlı hale geleceğiz ve çoğu insan da bunu istiyor.
insanları yaşadıkları mekanlarda nasıl daha mutlu edebilir, çocuklarımıza nasıl daha iyi bir dünya bırakabiliriz bunun düşüncesi içerisindeyiz;ama bilinçsiz bir ayaklanma olup halk kendini arabaların, makinelerin altına atmaya başladığı vakit akan sular durmak zorunda kalıyor.
HES'lere karsi olmak, bunu dile getirmek bana o kadar dogru, olagan geliyor ki "ihaveabugatti" vb lerinin yazdiklarini okudukca kanim donuyor. Siz hala bina yapmak icin kullanilacak cimento fiyatini hesapliyorsunuz. Halkin oturdugu evi yapmak icin cimeontodan baska malzeme de kullanabilecegini hic dusundunuz mu ?
Enerji tuketimini azaltmak icin, oncelikle tuketim aliskanliklarini degistirmekten baslamak size pek mi ucuk, mantiksiz geliyor ?
Devamini bekliyoruz, destege haziriz.
Sevgiler
Seneye dananın ipi kopuyor. Kızılca kıyamet, seneye!