EVLİYALAR SULTANI ;
ŞEYH MEVLANA MUHAMMED NAZIM
EL- KIBRISİ EL- HAKKANİ
EL- RABBANİ HAZRETLERİ...
LEFKE / KIBRIS
naksibendi.us
Naksibendi.org
Saltanat.org
Osmanli.us
GÜNEŞ DİL TEORİSİ NEDİR..??
Güneş Dil Teorisi, Türkçe'nin dünya tarihindeki ilk dillerden biri olduğunu ortaya koyan dilbilim teoisidir. Teori, 1930'lu yıllarda Mustafa Kemal Atatürk tarafından desteklendi ve bizzat geliştirildi, ancak dilbilimciler tarafından kabul görmedi ve kısa sürede önemini yitirdi. Atatürk'ün 1938 yılında vefatının ardından İbrahim Necmi Dilmen Ankara Üniversitesindeki Güneş-Dil Teorisi ile ilgili derslerine son verdi. Öğrencileri bunun sebebini sorduklarında Güneş öldükten sonra onun teorisi nasıl hayatta kalabilirdi diye cevap vermişti.
1990'lı yıllarda bazı yazarlar tarafından, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş ilkeleri, ilk yıllarındaki icraatları ve Atatürk İlkeleri hakkında, Güneş-Dil Teorisi çalışmaları örnek verilerek, resmi devlet ideolojisi, Kemalist ırkçılık ve etnisitenin inkâr edilmesi gibi tanımlama ve yorumlar getirilmiştir. Bu amaçla Atatürk'ün sahiplendiği Güneş-Dil Teorisi ve Türk Tarih Tezi hakkında akıl dışı rivayetler uydurulduğu ve Atatürk'ün, safsataları oldugu açıklanmıştır. Bunların, Atatürk Devrimlerini ve onların etkilerini eleştirme maksadı taşıdığı ve postmodernist dalganın etkisiyle yapılan yayınlar olduğu savunulur.
12.teoriye göre türkler çok büyük bir şelaleden akan suyu görüp "ne yaygara" demişler ve artık o şelalenin adı niagara olmuş (bkz: niagara şelalesi). bir başka örnek ise, çok uzun bir nehrin fark edilmesi üzerine türklerin "amma uzun" demeleri sonucunda o nehrin amazon adını almasıdır.
görüldüğü üzere bu teori tamamiyle saçmalıklar üzerine kurulu bir teoridir. bunun atatürk tarafından desteklenme nedeni ise atatürk'ün -siyasette çok zor birşey olan- yaptığı hatayı görüp geri adım atmasına bir dayanak olarak güneş dil teorisini göstermesidir.
atatürk, dilde sadeleşme çalışmalarına önem vermiştir, bu amaçla türkçe'deki yabancı kelimelerin yerine öztürkçe kelimeler türetilmesini istemiştir. durum o kadar abartılmıştır ki hergün radyodan yabancı kelimeler okunmakta, halk da bu kelimelere para karşılığı öztürkçe kelimeler uydurmaktaydı.
bu öztürkçe kelimelerin halk tarafından anlaşılamadığının atatürk de farkına vardı. bunu gördükten sonra dilde sadeleşme çalışmalarını durdurmaya karar verdi. o sıralarda tanıştığı bu teori, tüm dillerin kökeninin türkçe olduğunu savunuyordu. böylece hiçbir kelimenin yerine yeni kelimeler uydurmaya gerek kalmayacaktı ve dilde sadeleşme çalışmalarına da son verilecekti.
atatürk'ün türk dil kurultayı'na 3 yıl arayla gönderdiği tebrik mesajları bunu açıkça belli eder. 27 eylül 1934 yılındaki kurultaya gönderdiği tebrik mesajında; "dil bayramından ötürü, türk dili araştırma kurumu genel özdeğinden, ulusal kurumlarından birçok kutunbitikler aldım. gösterilen güzel duygulardan kıvanç duydum. ben de kamuyu kutlarım." 27 eylül 1937 yılında gönderdiği mesajda ise; "dil bayramı münasebetiyle, türk dil kurumu’nun hakkımdaki duygularını bildiren telgraflarınızdan çok mütehassis oldum. teşekkür eder, değerli çalışmalarınızda muvaffâkiyetinizin temâdîsini dilerim." bu iki mesaj arasındaki fark aslında herşeyi açıkça göz önüne serer.
atatürk güneş dil teorisinin de saçma olduğunun farkındaydı ve bu teoriyle dalga geçerdi. bir akşam yemeğinde dil konusunda araştırma yapanlara şöyle söylemiştir: "demin duş yapaarken baktım, su yukardan düşüyor, bunun adı ondan duş olmuş, fransızlar da bizden almışlar bu kelimeyi"
sonuçta bu teori, dilde sadeleşmeye son verme ve halkın konuştuğu gibi yazmasına, yazdığı gibi okumasına yaramıştır...