kaanturker

Andersen’den masalları geride bıraktık çoktan… çocukluktan kalma birkaç anı, top oynarken kanayan dizden kalma yara bandı ve tüyleri artık keçeleşmiş peluş ayıyla birlikte.

Felaket senaryolarının ardı arkasının kesilmediği günlerdeyiz. Bitmek tükenmek bilmeyen komplo teorileri, sonumuzun nasıl geleceğine dair anlatılan türlü türlü hikayeler... Biyolojik silahlarla mı gelecek dünyanın sonu? Marduk mu çarpacak 2012’de gerçekten? Hep “merhaba dünyalı, biz dostuz” diyeceğini düşündügümüz küçük yeşil adamcıklar mı yok edecek dünyayı? Sınırlarını her geçen gün zorladığımız teknoloji mi, kendi ellerimizle yarattığımız yapay zekalı robotlar mı getirecek dünyanın sonunu? Güneş ısıtıyor kemiklerimizi, ruhumuza kadar işliyor bütün sarı sıcaklığıyla… Belki de küresel ısınmadan yok olacak geri kalanlar. Tabii petrol, para ve dolayısıyla biraz daha erk sahibi olmak için çıkardığımız savaşlardan sağ kalanlar olursa günün birinde…

İleride bir gün, her yerin griye boyandığı, uçsuz bucaksız çöllerde atalarımıza nazire yaparcasına bir ilkellikle birbirimiz katlettiğimiz bir iklimde, içimizden biri okursa bunları…

Takın kulaklığınızı, açın müziğin sesini sonuna kadar ve hissedin…
Tüm bunlar başlamadan önce bizim hissettiklerimizi…

j vimeo.com/2726472

Loading more stuff…

Hmm…it looks like things are taking a while to load. Try again?

Loading videos…