“Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyanın en yüksek bir derece-i i'câzına bakmak istersen, şu temsili dinle, bak. Şöyle ki: Gayet yüksek ve garip ve gayetle yayılmış acip bir ağaç farz edelim ki, o ağaç bir perde-i gayb altında, bir tabaka-i mestûriyet içinde saklanmış. Malûmdur ki, bir ağacın, insanın âzâları gibi, onun dalları, meyveleri, yaprakları, çiçekleri gibi bütün uzuvları arasında bir münasebet, bir tenasüp, bir muvazenet lâzımdır.

Aynen onun gibi, Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyanın dahi, şecere-i hilkatin hakikatine dair-beyanat-ı Furkaniyesi, o kadar tenasübü muhafaza etmiş ki, bütün muhakkikler, nihayet-i tahkikinde, Kur'ân'ın tasvirine "Maşaallah, bârekâllah" deyip, "Tılsım-ı kâinatı ve muammâ-yı hilkati keşif ve fetheden yalnız sensin, ey Kur'ân-ı Hakîm!" demişler.”

Üstadımız, Kur’an-ı Kerim’in kâinatın hakikatine dair beyanatlarını gaybi bir ağaç misaliyle nazara vermektedir. Bu mesele sadece ihtisas sahibi zevatı mı ilgilendiriyor? Bizlerin de istifademizi temin etmek üzere, bu ağaç misalini biraz açabilir misiniz?
Sorularlarisale.com

Loading more stuff…

Hmm…it looks like things are taking a while to load. Try again?

Loading videos…