Soru 1: “Sizdeki gençlik katiyen gidecek. Eğer siz daire-i meşrûada kalmazsanız, o gençlik zâyi olup başınıza hem dünyada, hem kabirde, hem âhirette kendi lezzetinden çok ziyâde belâlar ve elemler getirecek. Eğer terbiye-i İslâmiye ile, o gençlik nimetine karşı bir şükür olarak, iffet ve nâmusluluk ve tâatte sarf etseniz, o gençlik mânen bâkî kalacak ve ebedî bir gençlik kazanmasına sebep olacak.”

“Elhasıl: Gençlik gidecek. Sefâhette gitmiş ise, hem dünyada, hem âhirette binler belâ ve elemler netice verdiğini ve öyle gençler ekseriyetle sû-i istimâl ile, israfât ile gelen evhamlı hastalıkla hastahânelere ve taşkınlıklarıyla hapishânelere veya sefâlethânelere ve mânevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhânelere düşeceklerini anlamak isterseniz, hastahânelerden ve hapishânelerden ve kabristanlardan sorunuz...”

a. Daire-i meşruada kalmayan gençliğin; dünyada, kabirde ve ahirette başlarına gelecek belalar ve elemler neler olabilir?

b. Gençlik nimetine şükür olarak; o gençliği iffet, namusluluk ve taatte sarfetmek nazara veriliyor. Bir gencin bu vasıflara sahip olabilmesi için tavsiyeleriniz nelerdir?

c. Hastanelerde, hapishanelerde ve kabristanlarda sıkıntı ve ızdırap çekenlerin çoğunluğunun gençliğini su-i istimal edenler olduğu nazara veriliyor. Bu hususu istatistiklerle teyid eder misiniz?

d. Tefsir ve hadislerden kabir hayatı ile ilgili bazı bilgiler
verir misiniz?

Soru 2: “Hayat ise, eğer iman olmazsa veyahut isyan ile o iman tesir etmezse, hayat zâhirî ve kısacık bir zevk ve lezzetle beraber, binler derece o zevk ve lezzetten ziyâde elemler, hüzünler, kederler verir.” İmansızlıkla isyanın her ikisinin aynı neticeyi vermesinin izahını yapar mısınız?

Soru 3: “İnsanda akıl ve fikir olduğu için, hayvanın aksine olarak hazır zamanla beraber geçmiş ve gelecek zamanlarla da fıtraten alâkadardır. O zamanlardan dahi hem elem, hem lezzet alabilir.” Bu konuda fikri alakadarlık ile fıtri alakadarlık arasında fark var mıdır? Nasıldır?

Soru 4: “İnsan ise, eğer dalâlet ve gaflete düşmüş ise, hazır lezzetine geçmişten gelen hüzünler ve gelecekten gelen endişeler o cüz'î lezzeti cidden acılaştırıyor, bozuyor...” Burada geçmiş ile ilgili hüzünlerden ve gelecek ile ilgili endişelerden söz ediliyor. Bunları biraz açar mısınız?

Soru 5: “Eğer İmân hayata hayat olsa, o vakit hem geçmiş, hem gelecek zamanlar, imânın nuruyla ışıklanır ve vücud bulur; zaman-ı hazır gibi, ruh ve kalbine imân noktasında ulvî ve mânevî ezvâkı ve envâr-ı vücudiyeyi veriyor.”

a. İmanın; hayata hayat olması ne demektir?

b. İmanın nuruyla mazi ve mustakbelin ışıklanıp vücud bulmasını, “zaman-ı hazır gibi, ruh ve kalbine imân noktasında ulvî ve mânevî ezvâkı ve envâr-ı vücudiyeyi” vermesini izah eder misiniz?
Sorularlarisale.com

Loading more stuff…

Hmm…it looks like things are taking a while to load. Try again?

Loading videos…