2012 Tasarım Bienali kapsamında Sürdürülebilirlik için Tasarım ve İnovasyon Girişimi tarafından hazırlanan "Temel İnsan İhtiyaçları için Tasarım" başlıklı atölyenin kısa filmi.

“Temel İhtiyaçlar için Tasarım”

Gelişen teknolojilerle birlikte giderek daha da kusursuz görünen ürünlerle kuşatılmış durumdayız. Seri üretimin ve tasarım araçlarının tanıdığı imkânlarla özellikle teknik ve estetik açılardan mükemmele yakın ürünler ortaya çıkıyor. Ancak bu ürünlere daha geniş bir bakış açısıyla sürdürülebilirlik perspektifinden baktığımızda durum farklılaşıyor. Ürünlerin, hammadde ediniminden üretime, kullanım döneminden atık olana dek tüm yaşam döngüleri boyunca büyük çevresel ve sosyal maliyetleri bulunmakta; üstelik birçoğunun sadece kullanım döneminde kullanıcıların en temel ihtiyaçlarını karşılamakta dahi ne kadar başarılı olduğu tartışmaya açık. Oysa bu problemli tabloya yenilikçi ve sistemik bir bakış açısıyla bakarsak sadece sorunları değil, inovasyon potansiyelini de görebiliriz.

Üretim ve tüketim biçimlerimizin ekolojik maliyetlerinin gittikçe daha göze görünür ve ölçümlenebilir olduğu günümüzde bu alanda iyileştirmeler yapmak için “beşikten beşiğe” vb tasarım yaklaşımları bulunmakta. Ancak sürdürülebilirliğin sosyal tarafı daha soyut kaldığı için bu konuyu ele almak, ölçmek ve metotlar geliştirmek daha zor. Bu durumda tasarımın sosyal sürdürülebilirliğe katkısı ne şekilde olabilir? Victor Papanek’in vurguladığı konu tam da bu noktada devreye giriyor. Tasarımın temel insan ihtiyaçlarını tatmin etmek yerine arzu ve isteklere hitap ediyor olması akla "tüketim çılgınlığı"nın arkasında gerçek ihtiyaçlarını bir türlü gideremeyen insanların doyumsuzluğunun mu bulunduğu sorusunu getiriyor. Varsayılan bir kullanıcı profilinden yola çıkarak tasarlanan ve milyonlarca adet üretilen ürünler acaba çeşitlilik içeren kullanıcıları tatmin ediyor mu? Diğer taraftan belki bugünkü bakış açımızla teknik ve estetik açılardan kusurlu görünen bir ürün belirli bir ihtiyacı kusursuz görünen bir üründen çok daha iyi karşılayabilir!

Bu Atölye’de Bienal temasını kusursuzluk – kusurluluk ekseninde ele alırken bu kavramlara teknolojiler, mühendislik ve tasarım ile şekillenen üretim ve ürünler açısından bakmak yerine insan ihtiyaçları tarafından bakacağız. Ürünlerin temel insan ihtiyaçlarını ne denli karşıladığını sorgularken tasarımın rolünü araştıracak ve bu bakış açısıyla ortaya çıkan inovasyon potansiyelini değerlendireceğiz.

Bir ürünün kullanıcı ihtiyacını karşılayabilmesi için öncelikle “ihtiyaç” kavramının anlaşılması, bilimsel olarak tanımlanması ve “istek” kavramından farkının ortaya konması gereklidir. Bu bağlamda atölye çalışmasında Şili'li ekonomist Manfred Max-Neef'in ihtiyaç kategorizasyonunu baz alacağız. Böylece İstanbul Tasarım Bienali’nin teması olan kusurluluk kavramına farklı bir bakış açısı getireceğiz…

Loading more stuff…

Hmm…it looks like things are taking a while to load. Try again?

Loading videos…