Prof. Dr. Abdülaziz BAYINDIR'ın, 19 Ocak 2010 tarihinde, Ensar Vakfı'nda yaptığı, Bakara Suresinin 24.ncü ve 25.nci ayetlerini ele aldığı Kuran Dersi'nin soru-cevap kısmındaki sorulan bir soruya verilen cevap.

Esas olan bir devlette, OLMAZSA OLMAZ ŞEY, mutlaka olması gereken, Kuran’ı Kerim’in asla taviz vermeyeceği şey, İNSAN HAK ve HÜRRİYETLERİNİN TANINMASIDIR.
Siz İnsan Hak Ve Hürriyetlerini tanımıyorsanız, ister adına Demokrasi deyin. İster efendim Saltanat deyin. İster NE DERSENİZ DEYİN FARK ETMEZ.
İNSAN HAK ve HÜRRİYETLERİNİN MUTLAKA TANINMASI GEREKİR.
Şöyle söyleyeyim. Kâfir olan o kâfirliğini AÇIKÇA söyleyebilmeli. Mümin olan da Müminliğini AÇIKÇA söyleyebilmeli.
Yok, efendim “Sen din değiştirdin. Seni öldüreceğim.” denirse onun adına ister şeriat deyin, ne derseniz deyin ONUN İSLAM’LA BİR ALAKASI YOKTUR.
İster babadan oğula geçsin.
İster seçimle gelsin hiç fark etmez.

Bir şeyin İslami olması için, onu dünyanın her yerinde rahatlıkla söyleyebilmeniz gerekir.
Niye?
Çünkü o bir bardak su gibidir.

Önemli olan, hangi devlet olursa olsun, Kuran’ı Kerim’in mutlaka ama mutlaka istediği İNSAN HAK ve HÜRRİYETLERİNE SONUNA KADAR SAHİP ÇIKMASIDIR.
Ve insanların da İKTİDARA GELENE KADAR herkesin HİÇ TAVİZ VERMEDİĞİ İNSAN HAK ve HÜRRİYETLERİDİR.
İktidara geldiği zaman BÜYÜK ÇOĞUNLUĞUN hiç aklına gelmeyen şey VERMEDİĞİ İNSAN HAK ve HÜRRİYETLERİDİR.

Prof Dr Abdülaziz BAYINDIR

Loading more stuff…

Hmm…it looks like things are taking a while to load. Try again?

Loading videos…